The Color of Paradise – Cennetin Rengi (1999)

The Color of Paradise – Cennetin Rengi (1999)

Filmin orijinal adı Rang-e Khoda, İran yapımı bir film. Daha önce hiç İran filmi izlemeyenlere ilk önce izlemesini önerdiğim bir film. Filmi anlatmadan önce İran Sinemasından biraz bahsedeceğim. Her ülkenin genel bir bakış açısı vardır, milletini yansıtan. İstisnaları da kaide dışına alırsak genelde Türkiye’de komedi baskın kalır. Diğer dallarda da yapılan filmler var ama ilk akla gelen nedense komedi ya da aksiyon oluyor. Genelde önerilen filmlerde böyle burada. Biraz farklılık katalım istedim. İran sineması başarısını dram dalında kusursuz kanıtlıyor, beni hayran bırakan yanıdır belki de. Çok doğal, etrafınızdan birinin hayatını izliyormuş gibi bakar buluyorum kendimi. Ardından izleyicisini boş göndermiyor, gösterişten uzak kalıp bir anda hayatın anlamı üzerine düşüncelere götürüyor. İran Sineması’nda Majid Majidi’nin yeri apayrıdır. İzlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Cennetin Rengi, görme engelli bir çocuğun,  Muhammed’in sadece dokunma ve duyma hislerini kullanarak dünyayı ve çevresini anlama çabasını konu edinmektedir. Muhammed’in annesi hayatta değildir. Babası ve iki kız kardeşi ve birde çok sevdiği babaannesi şehre uzak bir köyde yaşamaktadırlar. Muhammed şehirde okula devam etmektedir. Fakat yaz dönemi geldiği için okul kapanır ve Muhammed köye babasının yanına dönmek durumunda kalır.

Babası yeni bir eş adayı ile evlenmeyi düşünmektedir fakat görme engelli Muhammed’in bu evlilikte sorun olacağını düşünür ve onu köye getirmek istemez. Dram türündeki İran yapımı bu film baba -evlat ilişkilerini, görme engelli bir çocuğun hayatın anlamını, Allah’ı anlama çabasının yoğun duygular içinde işlemektedir.

Vicdanınızı hatırladınız dimi… Vicdanınızdan uzakta yaşamamanız dileğiyle…

Cennetin Rengi (1999) Filmin Fragmanı

Bir Cevap Yaz

    84 Yorum

  1. Gözleri görmeyen bir çocukla gönül gözleri görmeyen bir babanın öyküsü.
    Bu film üzerine başka ne söylenebilir öğrenmiyorum reelinde gerek de yok. Mecid Mecidi yaptığı, yazdığı her filmde gönlünüze değmeyi muvaffak oluyor.

  2. Çok hoş bir film.İran sinemasından böyle bir film beklemiyordum. Ben genelde ağlamam ama Muhammedin Allaha serzenişi beni kimse sevmiyor demesi Allah görmemi istemiyor demesi duygulandırdı.Ağladım be. Şeriatla yönetilen İranda Allaha başkaldırı eden babaya nasıl izin vermişler hayret. Netlikle izlenmeli. Filmi hoşlanmayanlar ya filmi izlemeden yorum atmışlar yada filmden anlamıyorlar.

  3. beklediğimin üstünde performans ve oyunculuk… çocuk asıl yaşamda da görme engelliiymiş. 10/7

  4. Açıkçası filmi pek beklediğim gibi çıkmadı. Film iran sinemasının tipik özelliklerini taşıyor. Sembolsel anlatım özellikle hayvanlar üzerinden, minimalist sinema, çocuk kişilikler var. Ama filmin emekçiliği zayıftı.

  5. Son yarıyıllarda izlediğim en iyi dramlardan biri.Öğrencilerime de izletmeyi düşünüyorum.

  6. “Kimse beni beğenmiyor! Ninem dahi! Âmâ olduğum için herkes benden kaçıyor. Şayet görebilseydim, öbür çocuklarla beraber köy mektebine devam edebilirdim ama ta dünyanın diğer ucundaki âmâlar mektebine gitmek zorundayım. Hocamız, Allah’ın bizleri öbür kullarından daha çok beğendiğini söylüyor ama ben diyorum ki, madem öyle, bizi âmâ yaratmazdı ki böylece O’nu görebilelim. Hocamız dedi ki, ‘Allah görünmezdir. O, her yerdedir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin.’ Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere değeceğim ve bulduğumda da, kalbimin tam gizemleri dâhil, her şeyi anlatacağım.”

  7. Muhammed gözleri görmeyen, annesini doğduğu gün kaybeden, çok hoşlandığı kız kardeşlerinden ve babaannesinden uzaklarda bir yatılı mektepte okumaktadır. Ailesine kavuşmak için dört gözle mektebin yaz tatiline girmesini beklemektedir.

    Babası ise Muhammedin özürlü olmasından dolayı ve tekerrür evlenmek istemesi üzerine onu yük olarak görür ve yanına almak istemez. Zira evlenmesinin önünde en büyük maniyi özürlü olan Muhammedi görmektedir. Muhammedi yanından uzaklaştırmak için her yola müracaat etir. Dolayısıyla yaz tatili geldiğinde Muhammedi konuta götürmek istemez ama bir yandan da mecburidir. Muhammed ise henüz çocuk yaşta olmasına karşın tam bunların farkındadır. Kendi iç dünyasında çok üzülse dahi bunu çevresine emin etmez. Muhammet tüm bu negatifliklere karşın günyayı elleri ile değerek okur ve kavramaya çalışır.
    Filmi başından sonuna kadar hiç bunalmadan izledim. Muhammedin her hareketi benim içime işledi resmen. Muhammedin asıl yaşamda da âmâ olması sanırım filmi bir o kadar bedelli kıldı benim gözümde. Sanırım İran sinemasının ve rejisörlerinin benim için çok bedelli olmasının sebeplerinden birisi de çok hakikatçi ve oldukça natürel olmasıdır. Bu filmde bütün anlamıyla buna uyuyor. Filmin bazı sahnelerinde gerçekten cenneti görür gibi oldum. Tabiatın en hoş haliyle bize göstermiş.

    Film de geçen bir replik:
    Muhammed: Beni kimse sevmiyor. Ninem dahi. Herkes benden kaçıyor zira ben âmâm.
    Göreöğrenseydim, öbür çocuklar gibi köy mektebine giderdim. Ama ben dünyanın diğer tarafında, âmâlar mektebine gitmek zorundayım. Hocam Allah âmâları daha çok beğeniyor dedi, zira onlar göremiyormuş. Bende şayet öyle olsaydı bizi âmâ yapmazdı dedim. Zira böyleyken onu göremeyiz dedim. O da bana allah görünmezdir dedi. O her yerdedir onu sezebilirsin dedi. Parmaklarınla onu göre öğrenirsin dedi. Ben de her gün parmaklarımın değdiği her şeyde, her yerde Allah’ı aradım ve ona her şeyi anlattım kalbimdeki gizemleri dahi.

    Filme vereceğim puan 8,5. Herkese öneri ederim. İran sineması ile yeni tanışanlar için özellikle önerimdir. İyi seyirler…

  8. rejisör Mecid Mecidi den yeniden mükemmel bir dram filmi. daha evvel cennetin çocuklarını izlemiştim o filmde beni çok etkilemişti bu filmde. izlemenizi öneri ederim. 10/8.5

  9. yav muhammed salya sümük içine vazgeçtin bizi bizim kapıcı babana beziyor diye adamla üç aydır konuşmuyorum

  10. 8.3/10 ref+

  11. Şu ana kadar izlediğim İran filmlerinde ki neredeyse hepsi Macid Majidi’nin filmleriydi gördüğüm ortak yan filmlerdeki saflık, sadelik ve dramdı. Bu filmde de hakeza öyle. Macid MAjidi filmlerinde genelde çocuklar ön tasarıda yer alıyor ve o çocuk saflığını filmlerinde çok iyi hissetiriyor. Bu filmde de göremeyen bir çocuğun yaşadıkları, dünyayı idrak edişi iyi bir biçimde aktarılmış. Filmin geçtiği mekan da çok hoştu film süresince kendi çocukluğumu hatırlattı, ayrıca filmde yer alan minik ayrıntılar da dikkate kıymetti. Genel olarak değerlendirmek gerekirse bence gayet hoş bir film.

  12. Filmi izledik den sonra yalnızca fragmanı dahi ayrı bir üzüntü veriyor.
    Hem anlamlı hemde bir o kadar üzüntülü bir üretim.Çok diyecek bir şey bulamıyorum…izleyin, izleyin.

  13. İmgesel anlatım stiliyle değişikliğini yansıtan İran sinemasından parmaklarla yaşama değişin hikayesi. İnsanı tabiatı bulguya çıkan bir çocuk gibi sezdiren ve şahsiyetin âmâlığıyla inatlaşırcasına izlediği hoşlukları tattıran; sesleriyle, görselliğiyle içine sürükleyen bir üretim. Görmesini öğrenene ders verici, hatta sarsıcı.

  14. Ayrıntılarında çok şeyi barındırıyor bu film..
    rengi hüda..muhammed kuşu kurtardı rengi gördü,nine balığı kurtardı rengi gördü babaysa kendi imtihanı olan kaplumbağayı göremedi.. Bu film seyredilmeli izlettirilmeli..

  15. Gördüğüm en sağlam dram filmlerinden , filmin banal gibi görünen ama suratınıza yumruk atan sahneleri var.. Empati yapmanızı basitleştirip sizinkide dertmi diyor Mecid Mecidi..
    ”Allah’ı bulana kadar
    ellerimle her yere değeceğim
    ve bulduğumda da, kalbimin
    tam gizemleri dahil, her şeyi anlatacağım… ” 8.4

  16. Abicim film fazla ağır ilerliyor.Bir ara birkaç dakika yatakalmışım o kadar yani.Tamam manili fertleri görmezden gelmeyelim.Acılarını da paylaşalım.Yalnız film olarak bakarsan cidden fos yani.Çocuk kuşlarla konuşuyor ama biz bir cinsli nasıl konuştuğunu anlayamadık.Senaryo hoş lakin rejisör bu kadar bayıcı yapmamalıydı.Beğenenlere hürmetim sonsuz.Fakat piyanisti filan bunalmadan izleyen ben bu filmde izlerken yoruldum…10/5

  17. Bu filmi sözcüklerle anlatabilecek kadar kapasiteye sahip miyim öğrenmiyorum ama bu filmin beni daha 16.dakikasında gözyaşlarına boğup, sonuna dek içime oturttuğu kalp sızısıyla müthiş ötesi bir eser olmayı muvaffak olduğunu söyleyebilirim. Daha fragmanını dahi izlerken içime bir şeylerin dokunduğunu sezebiliyorum. Gözleri göremeyen Mohammed’in aile ve köyüne olan bağlılığı karşısında onu bu biçimde olduğu için kendini düşünüp istemeyen öz babasının! öyküsü..Mohammed’in kuşlarla, çiçeklerle, denizle olan dostluğu ve konuşmaları.. Ah be Mohammed’im vicdanımı dağladın : Can Vermeden evvel izlenmesi gereken filmlerden..[ olabilecek en yüksek puan ]

  18. izlediğim en iyi görüntü rengine sahip filmlerin başında geliyor. rejisör ‘an’ ı o kadar hoş resimlemiş ve ekrana almış ki etkilenmemek elde değiş. ve oyunculukların natürelliği köy yaşamını en hoş haliyle ele alışı…her şeyiyle bütün bir sanat. tebrikler

  19. Çok anlamlı… İzlemeye bedel bir üretim. 8/10

  20. Çok beğendim gerçekten çok beğendim. Görme manili bir çocuğun yaşadıkları gözler önüne seriyor. Şükretmenin reelinde ne kadar ehemmiyetli olduğunu sahip olduklarımızı kaybetmeden bedelini kavramayı sağlayan bir filmdi. Filmde kızmak istediğin kişilikler oluyor fakat kızamıyorsun her kişilik kendi açısından haklı o surattan çok farklı duyguları barındırıyor. Verilmek istenen ileti gayet yalın bir biçimde verilmiş çok hoş bir film.

  21. 8/10

  22. Sahip olduklarımızın farkına varmamızı sağlayan elleriyle görebilen bir çocuğun gözleriyle göremeyen babanın hikayesini anlatan başyapıt.
    Sahiden âmâ olan kimdi? Baba mı oğlu mu?
    İnsan yalnızca gözleriyle mi görebilir? Gözler midir vicdanıyla da göremez mi insan?

  23. Yorumları okuyarak izledim, İlk iran filmimdi diyebilirim andırdığım kadarıyla. ben çok beğendim, mekan görüntüleri filhakika hoştu ama köy yaşantısının da güçlüğünü iyi yansıtmışlar, izlemelisiniz diye düşünüyorum. 10/8

  24. İnsanı orada olmayı istetecek kadar hoş bir coğrafyada geçen hikaye, çok şey düşündürmese ve denetletmese de sömürmeden hem duygusal, hem hakikatçi bir dille anlatılıyor… 80/100

  25. Üzen bir filmdi.İzlerken kendinize sualler soruyorsunuz sebepsizce.Benim de gözümden rahatsızlığım olduğundan mıdır öğrenmiyorum ama Muhammed’in içinde bulunduğu vaziyeti içimde tanım etmeye çalışırken cidden kasvete düştüm.Çocuk şahsiyetin elinin hem değme hem sezme hem de görme duyusu haline geldiği sahneler filmde etkilendiğim bir noktaydı .Rejisör ise vermek istediği iletiyi gayet net olarak aktardı.Yaşam ve inanç arasında gidip gelen bir babanın tarifi de gayet başarılıydı.Puanım 7/10

  26. Bu filmdeki en etkileyici sahne Azizin balığı kurtarıp Muhammedin verdiği tokayı suya düşürmesiydi sonra Azizin ve Muhammedin birbirlerine kavuşmak istemeleri vede bu kavuşmanın vefatla olması

  27. Yanlış hatırlamıyorsam izlediğim ilk İran filmi oldu. Başlangıç için de hiç de makûs bir seçim olduğunu düşünmüyorum. Gözleri görmeyen bir çocuğun dünyayı nasıl “gördüğü” anlatılmaya çalışılmış. Ne kadar filmde yapsalar biz asla onların nasıl yaşama baktıklarını kavrayamayız bu çok güç olur. Asıl bir sabır gerektiren olgu şükürler az gelir.

  28. izlediğim en iyi iran filmi. bir kere kamera çok iyi, pastoral mekanlar cennet hissi veriyor. mevzu o kadar hoş işlenmiş ki netlikle acındırmıyor, olduğu gibi veriyor, yer yer suratınızı güldürüyor. Evet bir dram filmi, bir asıl var acı bir gercek fakat bir o kadar da tatlı bir film. 9/10

  29. Sanat Eseri

  30. Cennetin Rengi
    İran imali olan bu film, âmâ bir çocuğun yaşamını izliyoruz…

    Filmin peak sahnesinden bahsetmek istiyorum size,
    Bence İlk sahneydi…
    Âmâ çocuk kuşu tutup onu sezip, ağaca çıkmaya çalışıp, onu yerleştirdiği sahneydi…
    Beni fantastik etkiledi… Görme manili bir çocuğun çevresindekiler duyu yoluyla görme mücadelesi, tanım istemesi fantastikti. Hayal eforunu göstermesini çok hoşlandım. Çok iyi bir filmdi.
    Kamera çekimlerinde bağımsız bir edası vardı. Azıcık farklı buldum. Onun dışında oyuncuları iyi buldum.
    Gerçekten sezdiren bir film. Başından sonuna kadar yoğun bir duygusallık mevzubahisi.

    Âmâ bir çocuğun genel olarak yaşamını izliyoruz. Tümüyle. Sanki hiç rejisör Cut dememiş gibiydi. Genellikle böyle vaziyetteki insanların ne kadar zeki olduğunu vurguluyor film. İçinde gayrette konu bahis. Mektebe gitmek için çabaladığını, kavrayabilmek için çabaladığını görüyoruz. Hatta bunun yanında çok üstün bir beceri olduğunu görüyoruz.
    Aktüel genel bir mevzuya parmak basmışlar, manili bir insanı tamamen ele almışlar. Özelliklede manili bir çocuğu. Etrafı ele almışlar, aile etkenini, en ehemmiyetlisi anne açlığı sürükleyen bir çocuğu görüyoruz. Böyle bir çocuğun başına daha neler gelebilir bunları ele almışlar…

    Lafın özü şükürsüzlüğü vurguluyor

    Aşina bir öyküyü hoş bir biçimde senaryolaştırmışlar. Film reelinde manili çocuk, babası ve büyükannesi çevresinde dönüyor. Ama başından beri dinsel bir ileti gözlemliyoruz. Belki de İran filmi olduğunudur öğrenemiyorum ama şöyle düşünüyorum ; göremiyorum, erişemiyorum ama seziyorum gibi iletiler mevcut. Böylece Hayataya ve hayat koşullarına olan isteğine şahit oluyoruz. Verilmek istenilen ileti sarihti. Muhteşem bir üretim.

  31. İran sinemasına dair izlediğim ilk film.Sanırım sonda olmayacak.Duygu yüklü bir üretim olmuş.Muhammed gözleri görmeyen ama vicdanıyla görebilen paydan iri çocuk…

  32. İyiydi hoştu da süresi çok kısaydı.

  33. mükemmel bir filmdi netlikle izlenmeli

  34. Bütün üzülmeye başlıyorum derken film bitiveriyor. Keşke az daha uzun yakalasalarmış. Harika bir film. Öneri ediyorum dram sevenlere.