Perfetti Sconosciuti (2016)

Perfetti Sconosciuti (2016)

İtalyan yapımı film, her açısında sosyal yaşantımıza dair etkileyici tespitler sunuyor. Yakın arkadaşlarınızla izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Uzun süredir arkadaş olan bir grup içlerindeki bir çift tarafından yemeğe davet edilir. Yemek esnasında bir oyun oynama fikri ortaya atılır. Arkadaşların birbirinden birşey saklayıp saklamadığı güven üzerine kurulu bir oyun oymaya karar verirler. Oyunun kuralı herkes telefonunu masaya koyacak, gelen mesajlar sesli okunacak, aramalar ise hoparlöre verilerek herkes tarafından duyulacak. Tek mekanda geçen film gösterdiği çeşitlilik ile izlemeye teşvik ediyor. Aslında arkadaşların değil sadece eşlerin başkaları ile ilişkileri, yalanları, arkadaşların arasında yaşanan ilişkiler, kabullenemeyiş, utanma duygusu derken bilinmeyen yönleriyle insanı anlatıyor. Ev sahibi ailenin kızları ile yaşadıkları sorunlar, sürekli başkaları ile ilişki yaşayan koca, eşcinsel bir arkadaş derken olay karmaşık bir hal alıyor.

Film şunu düşündürüyor; “Kimbilir, belki de sırlarımız, hayatı yaşanabilir kılmanın tek çaresidir.”

Saklayacak birşeyiniz yoksa sizde telefonunuzu masaya koyun 🙂

Perfetti Sconosciuti (2016) Filmin Fragmanı

Bir Cevap Yaz

    23 Yorum

  1. Hatasız Yabancılık, mutlak başkalarıyla ilişkilerimize değin değil, kendimize karşı içten olup olmadığımızı da denetletirken konutluluk, alışkanlık, yabancılaşma, gizemler, ilişkiler, eğitim, cinsel seçimler, dostluk, samimilik, empati gibi kavramlar üzerine de düşünmemizi sağlıyor… 75/100

    — spoiler —

    Her şeye karşın mutlu son !, içlerindeki en içten insanın dirayetiyle, o telefon oyunu oynanmadığı içindir. Bahse mevzu reyin oynansaydı ne olurduyu anlatıyor film. Hiçbir palavra bakiye dek saklı kalamaz oysa.
    Kıssadan payımız: Mutlu olabilmenin bir yolu da bazen üç maymunu oynayabilmek mi acaba?
    — spoiler —

  2. 0 transparanlık içinde yaşamanın muhtemel olmayışını gösteriyor, tüm asılları önümüze serdiğimizde nasıl kargaşaya kapıldığımızı.. Beyaz palavralar olmadan tüm insanlık birbirine sırt dönerdi içinde bulunduğumuz oyunun en büyük kaideyi bu belki. Filmdeki telefon kullanımında fazlaya kaçmanın hasarları kamu spotu gibi olan değdirmeleri de sevdim.

  3. Bu stil filmleri hoşlanıyorum, devamlı işin içinde iş çıkması da güzel bir tat kakıyor.

  4. filmin senaryosu reelinde banal bi öykü olsada hafif değişlerle kendini izlettirir hal almış,filmin içinde bolca da sosyal ileti verilmiş,can vere çok iyi bi film değil ama vasat üstü bi film,izlemeyenlere nasihatimdir
    film anekdotu : 7.0

  5. keyifliydi..daha ne çıkabilir derken donakaltmaya devam ediyor.. ve evet hepimizin kara kolisi cep telefonları ne yazık ki 10/7

  6. Birbirini senelerdir tanıyan dost grubu bir konut yemeğindeeşleriyle beraber buluşurlar. Birinin diretmesiyle bir reyin ortaya atılır. Bu reyin, tam cep telefonlarının masaya vazgeçilmesi ve kimin telefonuna ileti ya da çağrı kazançsa o şahsın bunu masadakilerle paylaşmasıdır. Tabi tam olayların o yemek esnasında akım etmesi filme azıcık gölge düşürebilir ancak değinmek istediği noktaya öyle değiniyor ki diyecek laf vazgeçmiyor. Tek mekan içerisinde gösterdiği spektrum gerçekten görülmeye kıymetti. İzledikten sonra usuma şu düşünce üşüştü;

    “Kimbilir, belki de gizemlerimiz, yaşamı yaşanabilir kılmanın tek devasıdır”

    İzlemeyen kalmasın diyorum. 10/7.6

  7. Ben çok hoşlandım ve artık telefonuma kara kutu diyeceğim:Mevzulu ve söylemleri iyi filmler daha çok insana erişmeli ve seyredilmeli.

  8. Şaşırtıcı bir film…..

  9. bu film netlikle izlenmeli !


  10. Masa da masaymış ha
    Bana mısın demedi bu kadar yüke
    Bir iki sallandı durdu
    Adam ha babam koyuyordu.
    Edip Cansever.

    Edip Cansever’in bu kıymetli şiirinin son mısralarını andırdım film biterken. ‘‘Adam hayata keyfi içinde masaya anahtarlarını koydu.’’ diye başlıyor şiir. Tıpkı öyle bizim kişiliklerimiz de yaşamın içinde bir yerlerde savrulurken toplaşıveriyorlar bir masa çevresine. Gizeme gizeme, adım adım, an ve an masanın üzerine konuluyor ne varsa. Masa evvel bir hoşlaşıyor, dolu dolu görünüyor. Ama zamanla yemekler bitip boş tabaklar oluştukça kirleniyor. Kirlenmiş, içi boşalmış tabaklar sofrada yer aldıkça yavaş yavaş lekeli gizemler dökülüyor. Bir yemek bitiyor, lekeli tabaklar kaldırılıyor, yeni bir lekeli gizem sarihe çıkıyor. Öteki yemek kazanç gelmez bir lekeli sayfa ve gizem daha sarihe çıkıyor. Hazmedilen yemekler gibi gizemler de hazmedilmeyi bekliyor. Öyle bir noktada, en doruk yerde, taşıyoruz ve tıpkı banyoda dinlediklerine katlanamayıp kusan Bianca gibi kusuyoruz. Sanırım rejisör bizi düşünmüş olacak ki bize reelinde bir senaryo, bir film, bir bakış açısı gösteriyor. Bazen gizemleri gizem olarak gizlemek bağlantıda en tehlikesiz yoldur mottosu ile bölüyoruz filmden. Ne demişler ‘İgnorence is bliss.’

    İlişki pürüzleri, konutluluk keşmekeşleri, bayan-erkek dinamoları üzerine bir münazara filmiydi bu. Çok sert ve overinterpret bir yorum yapmak istemiyorum ancak rejisör bi tık konutluluğun ve uzun süreli ilişkilerin tekdüzeleşen doğrultularına da dikkat sürüklemek istemiş. Sanki bayan ve erkeğin tabiatında hep dinç bir ilişki modeli olduğunu söylemiş. Tek eşlilik ve vefa üzerine de sansasyonel ve acımasız bir biçimde eğilmiş.

    Bir masada, bir odada, tek bir alanda geçen bu emsalde hoş filmler izledim. Bu tip filmlerde genelde climax başka bir deyişle doruk çok ehemmiyetli ve yönetli kullanılıyor. Gümbür gümbür bir aksiyondan ziyade, yavaş muhabbet havasında izleyen bir vaka örgüsü oluyor. Burada da çektik biz de sandalyelerimizi ve okey yancıları gibi eşlik ettik masaya. Oyuna müdahale edemedik belki ama taşları gördük, hücumları bildik hatta oyunun sonunu çok net bir biçimde gördük. Ne yazık ki oyunun sonunu masadakiler getiremedi. Birlikteye kalıp masadan parçaladılar. Bize de aldığımız dersler kaldı.

    Son olarak şunu söylemem gerekirse mevzuyu azıcık fazla köpürtülmüş buldum. Yok artık, başka bir deyişle bu kadar da olmaz diye çok söylendim. Mübalağa tüm sanatlarda mevzubahisi elbette, aradığım da zati realizm ve meblağlılık değildi. Herkesin bir gizemi olduğuna da inanan biriyim. Ancak vefayla alakalı herkesin mi meseleyi olur demeden de geçemedim. Bu köpürtülmüş aşırıca sevindirilmiş senaryoyla alakalı tenkit naçizane benim fikrim. Bunun dışında kullanılan masa metaforu ve sohbet modu çokça güzelime gitti. Hoş seyirlik bir filmdi.

  11. Tek mekan ve çekici muhabbetlere katlanan filmleri hoşlanırım ama bu azıcık zorlama olmuş gibi geldi ya da temennilerimin altında kaldı diyelim.Verdiği ileti netti ama her fert kara paketini cebinde taşıyor.Son olarak şöyle bir ihtar ile başlayabiliridi film : Konutta sakın sınamayın. : 6.5/10

  12. Harikulade tek mekan filmi. Konutluluğa, ilişkilere ve netlikle telefonların yaşama olan tesirine karşı kafa yormayı sağlıyor. Masadaki yedi şahsın birbirleriyle olan diyalogları son derece doyurucu. Sanki tiyatro oyunundan alıntı gibi, usulca ilerleyen ancak her adımında daha da vurucu olmayı muvaffak olan yapısı var. Mevzu son derece hakiki. Bunun üzerine yaratılan sahneler, dostların birbirleriyle olan sürpriz gidişatları insanı donakaltıyor. Kısacası seyir zevkini üst noktada yakalamayı muvaffak olan bir İtalyan üretimi.

    —Spoiler— Dolunay imgesi filme çok hoş yerleştirilmiş. Filmin sonunda dolunay yok olduktan sonra oyunun oynanmadığını bilmemiz, hem realistik açıdan bir meblağlık sağlıyor hem de seyirciye sürpriz oluyor.

    En şahsiyetli kişilik Rocco. Kızıyla olan diyalogları, yaklaşımı tek sözcükle harika. Gizlediği tek şey emin müddettir terapiste gidiyor oluşu. O da zati konutluluğunda kendi açısından pozitif tesir yarattığı için makûs gizem diyemeyiz.

    İkinci suçsuz kişiliğimiz homoseksüel Peppe. Evet belki dostlarından büyük bir şey gizliyor ancak verilen tepkilere bakınca çok da haksız olmadığını görüyoruz. Adamı maçlarına dahi kaleci beceriksizliği varsa alıyorlar. Böyle insanlara vicdanım sızlıyor.

    Gelelim, Bianca’ya. Reelinde daha önceki sevgilisiyle konuşuyor olması ilişki açısından pek etik değil fakat bunu da iyi gayesinden yaptığından dolayı pek de yanılgı göremiyorum.

    Lele, çoğu erkeğin yaptığı gibi yeniden bir bayan tarafından whatsapp üzerinden tatmin ediliyor. Carlotta ise yeniden aynı biçimde facebook’tan tanımadığı birine resimler yolluyor. Filmin başında külodunu çıkarması belirlim herkesi meraka çekmiştir.

    Eva ise terapist olmanın verdiği özgüvenle yürüyor. Oyunu öneri eden birey de o. Zira telefonundan gelebilecek tehdit yok. Yaptığı şey zati Cosimo’da gizli. Perişan bir anne olması da olumsuz özelliklerinden. Göğüs geliştirme hadisesini ise sevmediği için değil, tamamen Cosimo için yaptırıyor. Andırılırsa bir sahnede Bianca, vurmalı ve büyük göğüslü bayanlarla işi olmaz demişti. Ama aşırısıyla var.

    En beteri ise Cosimo. Zati şayet kişiliğin girişi sevişme sahnesiyle yapılırsa onda büyük falsolar mevcuttur. Gelene vurmuş gidene vurmuş. Suratına dahi tükürmem. —Spoiler—

    Yemek masası reelinde hepimizin az da olsa etrafımızdaki şahsiyetlerden oluşmakta. Bu bağlamda kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Kaçırılmaması gereken üretimlerden. 8.5/10

  13. Kara kutu insanın ta kendisi ! Sırrıyla pişkinliğiyle kapkara bir ayın arda o kadar muhteşem saklanır ki .. Tanıdığını sandığı suratı temelinde asla tanıyamadığı aslıyla, yüzleşememe fobisiyle suskunca hazmedebilen içten olan ..
    Bayan – erkek ilişkisi ve dostluklar üzerine bir yemek masasında analiz etilebilen kişiliksiz insan . Sindirilmesi güç bir film.

  14. İşte hedeflenen düşük bütçeli şahane filmler bunlar. Keşke bu stil işler daha çok olsa. Tespitler, tepkiler nerede ise eş. Ha burada vaka çıkmadan bitmesi olanaksız olurdu herhalde bu stil vaziyetlerde ama rastgele bir yerde yapılsa netlikle çok garip gizemler sarihe çıkacaktır bana kalırsa. Sondaki seçenek gidişat da hoştu bence.
    İzlenmeli

    anekdotum:8/10

  15. Şayet klişe filmlerden bunaldıysanız hep aynı sahneleri izlemekten daral geldiyse bu film bütün sizlik 10/8

  16. Bayıldım bu filme! O kadar asılcı ki 8/10

  17. Nerdeyse tek mekanda geçmesine karşın izleyiciyi hiç sıkmayan eforlu diyalog ve oyunculuklarla bezenmiş galibiyetli ve asılcı İtalyan filmi..Konutluluklar , ilişkiler , samimilik , birbirini tanımak , dostluk , çocuk sahibi olmak gibi mevzuları insanın suratına çarpıcak derecede asılcılıkla sunuyor rejisörümüz , ben netlikle ve netlikle beklediğimden daha çok hoşlandım , ”Telefonlar günümüzde kara kutumuz oldu” .. 8.1

  18. insanların kara kolileri telefonlar :

  19. Bir teklifin neticelerinin nerelere varacağını gösteren ,öyküsü sağlam bir film. Finalini izleyince insanda bir hafifleme oluyor.

  20. Son zamanlarda izlediğim hoş, özel filmlerden biri oldu. Mevzusu, diyalogları, işlenişi her şeyi bütün yerinde ve hoştu. Açın izleyin. Netlikle pişman olmazsınız.

  21. Youth filminden sonra ,izlediğim en tatlı diyaloglardan oluşan filmdi bu .telefonlar artık konut hanımının dahi içinde yaşadığı dünyayı unutturan ekranlar .teknolojiyi hoşlanıyorum kesinlikle olmalı .ama çocuklarda de düşünmeyi hayal etmeyi unutturuyor.film hoş bir sohbette bulunmak gibiydi .teşekkür ederim engin .

  22. Herkese uymayabilir, baştan sona aynı mekanda, yalnızca diyaloglar üzerine kurulmuş bir üretim. İlk yarıya kadar rutin muhabbetlerin geçtiği, ikinci yarıdan itibaren derin konuların başladığı bu üretimi sanırım 2, belki de 3 kere izlediğimizde bazı hususları net kavrayacağız.

    -BU KISIM AĞIR SPOILER KAPSAR- alıntıdır
    en az içeriği kadar sansasyonel olan finalini kavramak için iki defa izlemem gerekti. ilk etapta konut sahibi çifte, ötekileri tarafından konutluluklarını rayına oturtmak emelli bir reyin oynandı gibi idrak edilse de ikinci izlemede reelinde konut sahibi bayan tarafından öneri edilen telefonları masalara koyma oyununun kabul edilmediğini ve izlediğimiz vakaların hiçbirinin gerçekleşmediğini kavrıyoruz. başka bir deyişle yemek bayağı biçimde yenildi, muhabbetler edildi, sözler sokuldu ve bölündü. herkesin gizemi ve özeli kaldığı yerden devam etti.
    bunu nereden anlıyoruz?
    konut sahibi adamın üzerine şarap dökülmüş ve mavi olan gömleğini değiştirip beyaz gömlek giymişti. fakat finalde herkes parçaladıktan sonra karısıyla akşamı değerlendirirken üzerinde mavi gömlek olduğunu görüyoruz. ayrıca kabul ettiğini gördüğümüz adamın karısı tarafından neden kabul etmedin diye denetlenmesi, sakladığı birşey olmakla itham edilmesi bunu gösteriyor.
    öteki eşlerde de hiçbir şey olmamış havası bunu doğruluyor. biri otomobile bier binmez marika’sıyla şehvet dolu iletilerine devam ederken, öbüründe bayan konuta gider gitmez iç çamaşırını giyerken kocası yalnız kaldığı ilk anda sevgilisiyle iletilere başlıyor vs.
    başka bir deyişle tüm izlediğimiz, hepimizin kara kolileri haline gelen ”telefonlar kamuya sarih hale gelseydi ne olurdu?” sualinin yanıtını kurgulamaktan ibaret. film süresince gizemlerin deşifresi, reelliğin ortaya dökülmesi, teknolojinin arkasına saklanmış yaşamların sarihe çıkması vaziyetinde neler olurdu? sualinin yanıtı irdeleniyor. tükenmiş ama ayaktaymış gibi gözüken konutluluklar, sıkı arkadaşmış gibi gözüken riyakâr ilişkiler, ikincil hayatlar tüm asıllığıyla orta yere seriliyor. fakat en sonunda tüm çiftler ironik bir biçimde birbirlerine sarılarak, paralel ilişkilerinin saklılığının verdiği güvenle mutlu mesut evlerini ufalıyor.
    – SPOILER SONU-

    Bu filmin mevzusundan yola çıkarak sosyal medya alemine de bir yollamada bulunmak istiyorum; teknolojinin nimetlerinden olan Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal platformlarda herkes nasıl da mutlular, nasıl da ağzının tadını güvenirler, nerede dolaşılır, nerede yenir hep öğrenirler, şahane ilişkileri vardır vs… Çoğu palavra! Sosyal medya insanları depresif duygulara çeken “benim neden yok”, “ben neden gidemiyorum”, “biz neden böyle hoşlanamıyoruz” gibi denetlemelere mahal verip, insanları tamamen mutsuzluğa itiyor. Hepimiz durup, sosyal medyanın yaşamımıza nasıl girdiğini ve yaşamımızda bütün olarak nere yakaladığımızı kendimize içtence sorup, boy aynasından bakmamız gerekiyor.

  23. telefonlarımız birer kara kutu mu=?. arşivlik hoş bir film.