Once Upon a Time in America – Bir Zamanlar Amerika (1984)

Once Upon a Time in America – Bir Zamanlar Amerika (1984)

188 Binden fazla oy ile İMDB’de 8,4 değerinde ki puanını senelerdir korumaya devam eden Bir Zamanlar Amerika fliminde, David “Noodles” Aaronson, Manhattan’ın banliyölerinden birindeki yahudi mahallesinde hayatta kalmaya çalışan yoksul bir çocuktur. Kendisi gibi arkadaşlarından oluşan ve Noodles’ın liderliğini yaptığı ufak çaplı suç çetesi, zamanla yükselişe geçer ve sonunda 30’lu yılların en azılı gangsterleri haline gelirler. Ancak bu ün, ekibin dağılmaya başlamasıyla sona erer. Yaklaşık 30 yıl sonra New York’a dönen Noodles, burada eski günlere geri dönüp geçmişiyle başbaşa kalır.

Not: filmin orjinali 3 saat 40 dakika olarak çekilmiştir. fakat yapımcı filmi yayınlamadan önce montajda katlederek yarım saat kısaltmıştır bu ilk seferinde tutulmamış olan film o senenin en kötü filmi seçilmiştir. daha sonra akıllarının başına gelmesiyle film tekrar montajlanmış ilk yapım tarihinden tam on yıl sonra on senenin en iyi filmi seçilmiştir.

Bir Zamanlar Amerika (1984) Filmin Fragmanı

Bir Cevap Yaz

    79 Yorum

  1. Öncelikle film hakkında nasıl bir yorum yapsam diye düşünmekteyim zira şahane ötesi izlerken gerçekten sevinç aldığımı belirtmek isterim şayet filmin hoş olup olmadığını düşünur olursanız zamanınızı şahane bir film seyrederek geçireceğinizi varsayım ediyorum iyi seyirler

  2. “Ben o cins erkeklerden değilim”
    Yoğun duygu içerikli sahnelerin ardından gelen müzik ruhumu yedi, tamamladı sanki. Her istikametiyle galibiyetli ve dürüstsel bir yapıt. Final sahnesi apayrı zati. Ağlattıran bir senaryo, başka bir şey diyemem. Robert De Niro’nun daha önceki filmleri hep böyle son buluyor nerdeyse. Deer Hunter olsun Büyük Hesaplaşma olsun.. Vaktinin uzunluğu umrunuzda olmasın arkadaşlarım, filmi parçalayarak izleyebilirsiniz.. Gerek çocukluk hatıraları, gerek bir cinsli neticeye erişmeyen aşk yaşamları, beş para etmez arkadaşlık sanılan “Arkadaşlıklar”.. Ve Sinema şöleninin en büyük final sahnelerini kapsayan bir ŞAHESER. Mafya filmlerinde en başta daha yer alabilir, hakkıdır. 10

  3. Once Upon a Time in America. Söylenecek çok laf var. Her şeyden evvel filmde en öne çıkan unsur elbette süresi, ve herkes bundan bahsediyor. Şunu sarih vicdanlılıkla söyleyebilirim ki bu film, 1.5 saatlik bir hayli filme taş çıkartır. Çünkü o filmi izlersiniz, izlersiniz fakat o 1.5 saatin bitmesi için kıvranıp durursunuz. Fakat bu kere öyle değil. 3 saat 50 dakika – son yarım saat genele göre her ne kadar azıcık düşse de – tabir yerindeyse bir kadeh su. Rejisör koltuğunda Sergio Leone, başrollerde De Niro, James Woods gibi adlar olduktan sonra zati zamana bakmanıza ihtiyaç dahî yok. Son olarak bir filmde en ehemmiyetli unsurlardan bir tanesi, film müzikleridir. Bu filmde dünya müzik literatürüne girmiş tüm müzikleri bulacaksınız. Filmi izlemeyip yaşayacaksınız sanki. İyi seyirler.

  4. muhteşem oyuncu kadrosu oscarlık şahane müzikleri ve senaryosu ile efsane bir film ennio morricone’ye hürmetlerimi sunarım

  5. Filme dair usumda kalan en ehemmiyetli detay takribî 4 saat olması. Yaşamımda izlediğim en uzun film oldu : Hoş bir filmdi. Özellikle çocukluk senelerindeki o saf ve güçlü dostluk bağları çok hoştu. 8/10

  6. bu film hakkında sölencek o kadar çok şey varki ben size bitane sölim can vermeden evvel izlemeniz gereken bir film filmin müziği efsane sakın vaktinin uzunluğundan korkmayın 6 saat de olsa izlerdim diceksiniz bir efsane olmuş bir başyatıp o dönmeleri o kadar iyi yansıtmışlarki o kadar akıcı ki şiddetin tüm üryanlığını sunmuşlar daha ne duruyosunuz hemen açıp izleyin yalnızca ailenizle izlemeyin çok sarih sahne var 8.7/10

  7. Söyleyecek çok laf yok. Şahane bir şaheser. Zaman kaybetmeden izleyin

  8. Leone ustanın son şaheseri.Sinema tarihinin en iyilerinden eşsiz bayağı.

  9. Bir filmin hem sıkıcı, hem de şaheser olduğunu düşünmek absürtlük gibi ama buyrun filmi izleyin tenim.. Görüntüler, açılar, atmosfer filan muhteşem. Sırf bu hoşlukları görmek açısından dahi izlenebilir ama hiçbir şey filmi sıkıcı olmaktan kurtaramıyor.

  10. Film var izlerken bunalır yarım vazgeçersiniz, film var 10 kere izleseniz de tadına doyamazsınız. Kaç kere izledim inanın öğrenemiyorum. Bu film netlikle efsane. Hangisinden başlayalım öğrenemiyorum Sergio Leone’yi anlatmaya sinema bilgim kifayet etmez, ya Robert de Niro bu kadar mı yaşayarak oynanır. Yok yok ben ne söylesem ne yazsam, film için, kum tanesi kadar dahi meramımı anlatamam. Arşivinde olup da hala izlemeyen varsa ne olur ertelemeyin tenim. Şimdiden iyi seyirler. 10/10

  11. efsane

  12. Hep geri tasarıda kaldığını düşündüğüm en az baba acelesi kadar kıymeti olan bütün bir şaheser vaktine bakıp izlememezlik yapmayın.10/9.3

  13. evet film gerçekten iyiydi ama 4 saat olması izlenmesini zorlaştırıyor..10/7

  14. Film bittiği anda esrarengiz bi pay kapılmıştım ve izlediğim için pişman olmuştum zira yaşamım süresince izlediğim en iyi filmdi ve daha iyisinin yapılamayacağı belliydi.O zamanlar beni çok etkilediği için böyle düşündüğümü varsaymıştım ama hala böyle düşünüyorum seneler geçip belki suratlarca film seyretmeme karşın. Efsane sergio leone bu filme boşuna senelerini tüketmemiş boşuna godfather ı yalanlamamış, ondan çok daha muhteşem bi şey yaratmış. Filmin her sahnesi üzerinde tüketilen emeği, sanatı, üzerinde tüketilen seneleri belirli ediyor. Zati müzikleri de gelmiş geçmiş en iyi film muzikleri netlikle. Ennio Morricone, Sergio Leone, Robert deNiro hepsine, bu filmde katkısı olan herkese helal olsun. Önünde hürmetle eğiliyorum.

  15. Bazı büyük sinema rejisörleri vardır ki, kariyerlerinde meslektaşlarına göre daha az rakamda film çekseler de, peş peşe veya aralıklarla sürükledikleri bu filmlerin her biri bayağı ünvanını kazanır.. Sergio Leone de bazı eleştirmen dostlarımın kendisini spaghetti western’in en akılda rejisörü olduğundan çok ciddiye almamalarına karşın benim için büyük bir rejisördü ve Leone, Tarkovsky veya Kubrick gibi hudutlu rakamda fakat yedinci sanatın doruk noktasını teşkil eden eserleri de sinemaya kazandırmıştı. 1964 – 1968 arasında idarediği kronolojik olarak : A Fistful of Dollars, For a Few Dollars More, The Good, the Bad and the Ugly ve Once Upon a Time in the West kendi cinsinde normaldir, özellikle de The Good, the Bad and the Ugly ve Once Upon a Time in the West şaheserleri izleyici tarafından daha fazla öğrenilir ve sıklıkla aynı sevinçle izlenir.. Hakkında yazacağım eser, 1989’da ölüm eden Leone’nin 1984 üretimi final epik filmi, şaheseri Once Upon a Time in America Bir Zamanlar Amerika .. Leone’nin evvelki filmlerini ele almadan evvel son filmini seçmemin sebebi ise bu filmin rejisörün en beğendiğim filmi olmasıdır.. Bu filmin hakkında yazılacaklar, filmin süresi kadar uzun ve ayrıntılı olacağından, burada olası olduğu kadar ayrıntıya inmeden ve kısa keseceğim..Öncelikle film Herry Grey’in The Hoods romanından uyarlanmış, senaryosunun yazılım süreci 10 seneden fazla sürmüş, çekimler 1982’de bitirilmiştir.. Film, ana şahsiyeti Yahudi orijinli, New York bölgesinde yaşayan David ‘Noodles’ Aaronson’un Robert De Niro yaşamını, kendisi gibi Yahudi dost grubu ile yaşadığı vakaları 1920’lerden 1960’lara değin kronolojik olmayan bir gizeme ile flashback lar kullanarak aktarır… Film Ameirkan tarihinin 1920’lerden 60’lara uzanan 50 senelik kesitini ve bu yarıyılda aralarında sıkı bir arkadaşlık olan birkaç çocuktan oluşan çetenin, bir mafya organizasyonuna dönüşmesii anlatıyor.. Liderliğini Noodles’ın yaptığı başlangıçta ufak işlerle uğraşan bu çete Max James Woods ile tanışmaları ve Max’in de çeteye dahil olması ile gelişecek, o bölgede eforlu olam mafya gruplarının onlara cephe almasına neden olacaktır..Bir Zamanlar Amerika’da Noodles ve Max’in lideri olduğu çete, yalnızca mafya işleri değil misalin alkol yasağ yarıyılında firari alkol ticareti ve satışı yapıyorlar..Filmin ana teması arkadaşlık ve hıyanet zira Max’in dostlarını ispiyonladığına da tanık oluyoruz.. Bir çok sahnesi Avrupa’da çekilen filmin sahip olduğu temalar : arkadaşlıklar,fedakarlık,hıyanet,hırs ve Amerikan cemiyetindeki mafya teşkilatının doğuşu ve gelişmesi diyebiliriz.. Filmde çocuk oyuncular dahil olmak üzere tüm erişkin oyuncular rollerinde çok galibiyetli olmuşlar, Leone, oyuncu kadrosunu ustalıkla idaremiştir.. Film anlatım ve teknik anlamda neredeyse yanılgısızdır,muhteşem diyebiliriz.. Kurgu,flashbackler,görüntü yönetimi, sahne geçişleri,kompozisyonlar,sanat yönetimi,kostümler, müzikler.Bu elementlerin tamamının üst seviye olduğu filmler sinema tarihinde pek az rakamdadır ve Bir Zamanlar Amerika üst seviye özelliklere sahip olduğundan hem kendi cinsinde, hem de 1980’ler sinemasında katıksız bir şaheser ünvanına sahiptir.. Filmin harikulade görselliğinde akılda görüntü rejisörü Tonino Delli Colli’nin katkısı muazzam olmuş, ek olarak filmin unutulmaz müziklerini yapan büyük akılda Ennio Morricone imzalı besteler filmin her sahnesi ile son derece geçimli olabilmiştir.. Anlattığı öykülere göre Baba ve Bir Zamanlar Amerika değişiklik taşısa da bir çok birey Bir Zamanlar Amerika’yı 1980’lerin The Godfather’i olarak kabul etmiş ve bu iki filmi mukayese etmişlerdir ve bu mukayese etme hali hazırda devam etmektedir.. Sight & Sound dahil olmak üzere Empire , Total Film , Film Comment vb. sinema mecmuaları tarafından 1980’lerin en iyi 10 filminden biri olan bu şaheser bana göre sinemasal olarah her bakımdan: Senaryo,rejisörlük,oyunculuk,kurgu,görüntü yönetimi,sanat yönetimi,müzik,kostümler gibi özellikleriyle dört dize bir sinema başyapıtı olup, bir sinema filmi nasıl olmalıdır ? sualine yanıt olarak misal gösterilebilecek az rakamda eserlerden biridir.

  16. Bu film için ne söylense az. Bir film nasıl olmalı sualine, Sergio Leone noktayı koymuş. Asıl anlamda bir sanat yapıtı. Ben sinema hoşlanırım diyen herkesin kesinlikle en az bir kere izlemesi gereken bir başyapıt. İyi Makûs Çirkin efsanesinden sonra en iyi ikinci Sergio Leone filmi olarak benim zekâma kazınmıştır.

    Filmin süresi bakımından bakarsanız iki film süresi kadar ama içeriğini ele alırsanız belki 5,6 filmde işlenebilecek mevzunun hepsi bu filmde var. Bu film hatta zamanında eleştirmenler tarafından o senenin en makûs filmi seçilmiş. Neden mi ? Zira adamlar filmin 2 saatlik kısa bir versiyonunu izlemişler ve haliyle tabi hiçbir şey kavramamışlar. Daha sonra ayn eleştirmenler film 4 saat’e yakın asıl versiyonunu izledikten sonra 80 lerin en iyi filmi demişler bu filme. Dediğim gibi bir sanat yapıtı. Ama her saniyesi bedelli bir sanat yapıtı. Nakış gibi işlenmiş bir yapıt.

    Buradan sonrası spoiler kapsayabilir…

    Filmi tek sefer de tamamlamış olanlar olabilir. Ben parçalayarak izledim. Benim gibi izleyenler belki bazı şeyleri unutmuş ve bütün anlayamamış olabilirler. Bu bakımdan tamamladıktan sonra tekerrür en başını açıp ilk 15 dakikalık kısmı bir kere daha izlemelerini tavsiye ederim. Vakaları daha iyi kavrama ve bağdaştırma açısından. Zira bildiğiniz gibi film, düz bir biçimde ilerlemiyor. 3 değişik zamanı karmaşık ve iç içe geçmiş biçimde anlatıyor. Hem arkadaşlığı, hem hıyaneti, hem aşkı, hem vefakarlığı bir arda işlemiş bir film. Her türlü duyguyu size yaşatıyor. Üzülüyor, coşuyor, afallıyor, öfkeleniyorsunuz. Bazen kızıyorsunuz. Onlara arkadaşına bu yapılır mı be diyorsunuz. Acıyorsunuz, daha çok gençken sönen yaşamlara üzülüyorsunuz. Coşuyorsunuz, mutlu oluyorsunuz onlar komiğe, eğlenince. O denizde ilk işlerini galibiyetle bitirdiklerinde, bankaya gidip paraları kasaya koyduklarında.

    Ben en çok çocukluk zamanında geçen kısımları beğendim. O saf dostluk ve kardeşlik duygusu, gençliğin verdiği coşku ve bazı absürtlükler, o ufak çete ve onların şapşallıkları çok güzelime gitti. Bir de bazı şeyler gençken hoş oluyor. İhtiyarlayınca bir bedeli kalmıyor. İhtiyarlayınca bazı şeylerin anlamı kalmıyor. Ve işler artık daha öncekisi gibi basit olmuyor. Ve o saf vicdanların yerini hırs duygusu, istekler, tutkular alıyor. Filmde aynı zamanda boşa geçmiş bir ömrü anlatıyor. Evvel bir dostu kaderine kendini feda ediyor. Daha sonra ise dostu tarafından hıyanete uğruyor. Çok basit değil bu filmi hazmedebilmek. İzlerken bazen hiç bitmese diyorsunuz. Gerçeğinde başlarda azıcık bunalmıştım ama film bittikten sonra kavradım ki filmin en ehemmiyetli kısımları başlarda anlatılıyormuş.

    Daha oyuncu performanslarına değinmedim dahi. Ama onlardan evvel bir mevzu daha var ki, müzikler. Efsane rejisör ve efsane müzik adamı, Ennio Morricone bir daha toplanmışlar ve yeniden çok acıklı ve kulaklardan gitmeyecek müzikler, tınılar oluşmuş. Hala daha aklımda dönüyor müziği. Dram istikametinden insanı derinden etkileyen bir yapısı var aynı zamanda müziğin.

    Robert De Niro için ne söylenebilir ki olağanüstü bir performans. Hepsi öyle gerçeğinde. Tam performanslar çok çok iyi. Yaşamtan bir kesit gibi sanki. Çocuk oyuncusundan, figüranına kadar. Ben Joe Pesci adını dinleyince daha fazla müddet alır diye düşünmüştüm. O da beğendiğim oyunculardandır. Ama o pek rol almamış.

    Filme ilgili değişik bir yorum; Film Robet De Niro nun bir afyon batakhanesinde afyon sürüklemesiyle başlar ve öykü anlatılır, tüm senaryo zamanın içinde gidiş gelişler üzerine kurulmuştur, çünkü bu surattan kurulum sırasında kısaltılması filme çok hasar vermiştir. Filmin bitiş sekansı Robert De Niro’nun bir yere uzanması ve pis pis sırıtmasıdır. İlk gösterimden çıkan bir seyirci sinemanın karşısında çıkanları izleyen Sergio Leone’yi tanır ve yanına giderek tebrik eder, hemen peşi gizeme bir sual sormak istediğini söyler ve Robert De Niro’nun sonunda öyle pis pis sırıtmasının kavramanı sorar. Rejisör tebessümür ve filmin başlangıç sekansını anımsatır lafını tamamlamadan izleyici onu susturur ve sualini geri alır, çünkü tam öykünün afyon sürükleyen bir adamın kabusundan ibaret olmasından korkmuştur. Gerçekten öyle midir? Kim öğrenebilir ki..! İyi seyirler… 9.1/10

  17. bana sorsalar; erco sinema tarihinin en iyi filmi nedir diye,hiç düşünmeden kararsız etmeden,bu filmdir tenim.Bir epope sanki.Sergio Leone az rakamda yapıt vermiştir ama filmleri arasında aşılamayan tek budur.dostluk mafya mukadderat kan ve tükenen perişan yaşamlara dair kavgasız bir epope.

  18. Denilecek çok şey var bu film için birincisi, “Robert De Niro müthiş bir oyuncu adam kişiliğe öyle bir bürünüyor ki, sanki bir filmde oynamıyor da içindeki tam şahsiyetlerini ayrı ayrı yaşatıyor gibi. Filme gelirsek, bütün bütününe 03:49 sürüyor ve sizi resmen içini tutukluyor tabi oyunculukların ve filmin katkısı olmasa ve bu zamanda çekilmiş olsaydı bu film, şimdiki vasat oyuncular oynasaydı bunalıp kapatılırdı.. Ama daha önceki filmler ve daha önceki oyuncular her zaman benim için ayrı bir yeri olacak bir daha böyle oyuncuların yaşama geleceğine inanmıyorum. Film ise dünden bugüne yaşadıkları yaşamın gerçeğinde ne kadar da boş olduğu ve ehemmiyetli olanın çok ayrı hoşlukların tadını değilde akıp giden zamanın arttan yalnızca bomboş bir yaşam vazgeçtiklerini gördüler.. yüzeysel bir son bakış.

  19. Filmi izledikten sonra bir vakit tesirinden kurtulamadım. Uzun ama çekici bir film.

  20. Hollywood’un yazılı olmayan kaidelerinin işlemediği, nezaket muhasebesi ve dersler kapsamayan, duygusal olabildiği kadar sert de olabilen bir film.Tanıtımdaki bu tümce benim için filmi yeterince özetliyor.Ama neresini meblağsanız tutun 4 saat bir sinema filmi için çok uzun bir müddet.Filmi beğenmesini sevdim hatta bayıldım ama film dediğin en fazla 3 saat sürer ki onlar da genellikle niteliklidir.
    Oyunculuklar için bir iki şey söylemek gerekirse James woods ve robert de niro muhteşem bir iş çıkarmış.Özellikle James woods un öfkelendiği sahneler oyunculuğun doruk anlarındandı.Sergio Leone reisin son filmine puanım 8.5/10

  21. Film fazla uzun, bazı yerler var ki hiç 10 dakikaya gerek yok, anlatılmak isteneni 3-4 dakikada anlatabilirler ama boşa uzamış. Başta Noodles’in aksiyon sahneleri hiçbir yere bağlanmamış. Bavuldan, paradan bahis ediliyor başta ama hiçbir yere bağlanmıyor. O sahneler olmasa ne senaryo, ne de başka bir şey hasar görmezdi afaki uzatılmış başka bir deyişle, hadi uzattın neden bir yere bağlamıyosun? Bunlar tenkitleriydi, filmin hoş yanları saymakla bitmez, çocuklukları, gençlikleri yaptıkları şeyler etkileyici ve insanı bağlayıcıydı. Pissurat’a kurdukları komplo filan enfesti. 9

  22. bütün bir şaheser oyunculuklar ,senaryo herşey 10 numara filmin vaktine bakıp izlemeyen çok şey kaybeder.

  23. Her ne kadar final sahnesini pek özümseyemediysem de, genel olarak bütün bir şaheser. Yaratılan atmosfer, oyuncukların natürellikleri ve müthiş müzikler ile beraber filme kapılıyorsunuz. Azıcık fazla ağır ve uzun süren bir film, izlemek isteyenler bunu da göz önüne alarak kendini hazırlasın.

  24. Müzikleri için dahi izlenir.

  25. ben bütün filmi anlayamadım De Niro haire birilerine tecavuz ediyor = film uzun sıkıyor başka bir deyişle öğreğin final sahnesini uzattıkça uzattılar tabi çok insan hoşlanmayabilir

  26. 8.5

  27. Yaşamtaki en ehemmiyetli şey zamandır.
    Sanat çizgisinin çok üzerinde olan bir üretimle karşı karşıya geldiğimde filmi anlatmak için sözcükleri bir araya getirmekte kuvvetleniyorum. Karşınızdaki filmi belirlemek için bir çok şey söyleyebilirim ama sanırım filmi kendi kişimce açıklayıp özetlemem gerekirse bu filme ”sonu gelmeyecek bir roman gibi başlayan ama her roman gibi sonu gelen bir üretim” tasam.
    Süresi baz alındığında o kadar zorlayıcı bir film olarak görünüyor ki , izlemeye başladığınızda kapatma hissi geleceğini sanıyorsunuz ve bu filmden uzak durmaya çalışıyorsunuz , bunu nerden öğreniyorum derseniz , benzerini yaptım tenim. Bütün bir sene evvel listeme ilave ettiğim ama ancak izleyebildiğim bir üretim oldu ve izleme vakayı bitince bu kadar çok ertelediğim için pişman oldum diyebilirim.
    Çünkü bu filme sıradan bir film diyerek geçmek bence sinemaya bir hakarettir .
    Bu filmde usunuza gelebilecek her türlü mevzu mevcut . Aşk , dostluk , intikam , hıyanet ,tecavüz, vicdan cefayı , çılgınlık , çocukluk.
    Tüm bu mevzuları tek bir filmde barındırmak güçken bunu bir filmde toplayan insanlara hürmet dinlemek gerektiğine inanmaktayım.
    Film hakkında azıcık araştırma yapınca neden bu kadar uzun olduğunu kavramakta gecikmedim , bu filmi izledikten sonra merak ettim ve gişede nasıl bir zafer elde etmiş diyerek bakmak istedim ve gördüm ki bu film gişede büyük bir hezeyanla karşı karşıya kalmış .
    Sebebini uzun olmasına bağladım , zira banal bir filmin oldukça üzerinde bir zamana sahip ve oldukça sıkıntılı etrafları ve zamanları anlattığından dolayı pek alaka görmemiş.
    Filmin çekimleri bittiğinde üretimcileri filmin rejisörü olan Sergio Leone’ın yanına giderek filmin çok uzun olduğunu ve bazı sahnelerin kesilerek beyaz perdeye aktarılmasını öneri etmişler ve rejisör Sergio Leone bu öneriyi kabul ederek filmden bazı sahneleri çıkartmış ve filmi beyaz perdeye sunmuş ama filme gelen seyirci filmden hiçbir şey kavramamış ve film alaka görmemiştir . Daha sonrasında Sergio Leone filmi bir kez daha bu sefer kesmeden olduğu hali ile vizyona sokmuş ve film büyük bir sansasyon yaratmış. Çünkü filmde çok büyük bir mevzu işlenmiş ve rejisör mert sahneleri yayınlamaktan geri durmamıştır , o sebeple film büyük bir alaka ve büyük bir tepki görmüştür.
    İşte bu sebeple bu filme çok büyük bir üretim demekten çekinmiyorum , zira oldukça etkileyici ve orijinal bir senaryoya sahip olmasının yanında üretim senesine göre oldukça değişik bir çekim tekniği ile kullanılmış.
    Tüm bunların yanında oyunculuklar çok iyi yapılmış , tüm zamanların en iyi oyuncularından olan Robert De Niro bütün bir görsel şöleni bizlere sunmuş , gençlik ve yaşlılık halleriyle değişik ruh incelemelerine karşı durmakta zorlanmamış ve yaşlılığı dahi çok iyi yansıtmıştır.
    Bunun yanında Joe Pesci’yi kısa bir zamanda olsa görmek çok ama çok hoştu.
    Aşk’ın uç noktalarında dolaşan insanların yaptıkları , arkadaşlık iddiası ile hareket ettiğini söyleyen ve yemin eden insanların antlarından sonra yaptıklarını görmek hakikatine bakarsanız Sergio Leone üstadın bizlere hayatın çok ağır olduğunu söyleyerek vurduğu bir tokadın yansıma biçimiydi.
    Büyük bir üretim , büyük bir ders diyebilirim bu filme , yaşam gibi hem çok uzun hem çok kısa bir ders.
    Aşk dahi mutlak fizyolojik bir meseledir. Bizim öz istemimizle hiç ilişiği yoktur. Gençler sadık kalmak isterler, kalamazlar; yaşlılar vefasızlık etmek isterler, edemezler. Söylenecek laf bundan ibaret 11

  28. Bir an Sıkı Arkadaşlar-Godfellas izliyorum sandım.Şahane bir gangster filmi daha

  29. ..neresinden başlayacağımı öğrenmediğim, komplesini hoş olarak tanım edebileceğim..oyunculukların, mekanların, repliklerin alıp götürdüğü bir film…muhakkaken izleyin: