Das Leben der Anderen – Başkalarının Hayatı (2007)

Okuma süresi: 1 dk, 46 sn

das, leben, der, anderen, das leben der anderen, başkalarının, hayatı, başkalarının hayatıFilmimiz Eski Doğu Almanya Cumhuriyeti zamanında ülkenin gizli polis örgütü Stasi’nin halkı nasıl dinlediği, baskı ve güç uygulayarak nasıl kontrol etme çabası içerisinde olduğuyla ilgilidir.

Stasi güçlü bir birliktir çok yaygın bir istihbarat ağı vardır ve emrinde binlerce kişi çalışmaktadır. İçlerinde en yeteneklilerden biri olan  Yüzbaşı Gerd Wiesler bir gün davet edildiği bir partide Kültür Bakanı Bruno Hempf tarafından devlete karşı hareketlerde bulunduğunu düşündüğü oyun yazarı Georg Dreyman’ı  takipte bulunmasını ister ve Yüzbaşı Wiesler’ i bu işin başına geçirir. Wiesler eve dinleme araçları yerleştirip çatı katında dinleme istasyonu kurarak yazarımızın hayatının içine tamamen girer.

Yüzbaşı Wiesler gözetleme işini sürdürdükçe Dreyman’ ın aslında rejim karşıtı bir yazar olmadığını ve işin aslında başka bir boyutu olduğunu görür. Vicdan muhasebesi yaşayan Wiesler yazarımızın haberinin bile olmadığı şeyleri görür ve zamanla ona habersiz yardımlarda bulunmaya başlar.

Filmi sadece politik bir film olarak görmek çok yanlış olur. Güç sevdasının ve bunu amaçlayan rejimlerin insan hayatını nasıl baskı altına aldığını, ne kadar değersiz kıldığını görüyoruz.

Aynı zamanda insani duygularıda çok iyi yansıtan bu film, insanların başka insanların hayatını ne kadar değiştirebileceğini de gösteriyor.

Alman tarihiyle ilgili filmleri izlemeyi çok seviyorum bu filmde başyapıtlardan biri olmuş. Tarihe ışık tutan bu filmde Stasi zamanında kullanılan gerçek materyaller film için müzeden getirilmiş ve etkileyici müziğide sırf bu film için yazılmıştır. IMDb’ de 8.5 puanla 53. sırada olan bu film toplamda 63 ödül kazanmıştır. Dram, gerilim türündeki bu filmin başrol oyunculuklarını Ulrich Mühe, Sebastian Koch ve Martina Gedeck yapmaktadır. İzlenilmesi gereken bir film olarak bir film. Şimdiden herkese iyi seyirler.

Bir Cevap Yaz

    96 Yorum

  1. başkalarının hayatını izinsiz dinleyerek onları cezalandıran zihniyet herşey yoluna girdiğinde cezasız kalıp bıraktıkları noktadan devam ederse devlet adına inandığınız herşey anlamını yitirebilir..

  2. baylar bayanlar yorumları okudumda şöyle ben filmden hiçbişe anlamamışım….halada anlamadım…buraya olumsuz yorum yazacaktım fakat herkes olumlu yazdığına göre sorun bende dedim ve bu yorumu yazmaya karar verdim…bana göre normal bir film ve yavaş ilerliyor…

  3. -Muhtemelen Spoiler İçerir-
    İşte bu ya, ben sinemayı bu tip filmler sayesinde seviyorum. Bu film öyle “senaryo harikaydı, oyunculuklar muhteşemdi”den öte; adamakıllı, şiirsel bi yorumu hak eden filmlerden. Senaryo harikaydı, oyunculuklar muhteşemdi orası ayrı dava 😀 Filmin başkarakteri Yüzbaşı sana Fahrenheit 451’deki Guy Montag karakterini hatırattı. Sonunda doğru tarafı görüşü, aşkın ve şiirin ona dokunuşu. Filmi izlemenizi tavsiye değil rica ediyorum 😀 Cidden etkilendim zira 10/10

  4. En iyi Alman filmlerden birisi
    8.1

  5. Çok güzeldi ya, özellikle ikinci yarıdan itibaren daldım gittim, bitmiş bile. Çok anlamlıydı. O dönemler çok iyi anlatılmış. Bu tarz filmlerin bu öğreticiliğini seviyorum. Sessiz, sakin ve anlamlı film severler izlemeli.

  6. kesinlikle etkisinde kalacağınız bir film. izledikten sonra her film severe önerdim. çok duygusal ve anlamlı. puanım 9/10

  7. Alman filmlerinden en güzellerinden biri.O dönemi gerçekten yaşıyorsunuz.Alman tarihine merakı olanlar izlemeli, beni izlediğimde gerçekten etkilemişti bu tür filmleri seviyorum.

  8. Katı bir tutuma sahip bir ajan ,aydın bir insanı dinlemekle görevlendirilir,dinleme yaptıkça bakış açısı insancıl bir şekilde değişir.Piyanist ve Schindler Listesi filmlerini de andıran ve bazı yönlerden ‘Francis Ford Coppola ‘ yönetmenliğinde çekilen ‘Konuşma’ filmine de kimi yönlerden benziyor.

    Son zamanlarda çekilen en iyi filmlerden biri,zaten aldığı sayısız ödül,sinema ve İMDB250 listesinde yüksek sıralarda yer alması bu filmin hem eleştirmen hem de izleyiciler tarafından beğeniyle karşılandığını kanıtlıyor.

    Son dönemlerde çekilen kalburüstü bir film hatta başyapıt denebilecek düzeyde,bu tür hümanist bakış açısına ve evrensel değere sahip hikayelerden hoşlanan herkes izlemeli

  9. Doğu Almanya ve sosyalizmini bir yazar ve onu dinlemekle görevli yoldaş üzerinden anlatan bir film.Harika oyunculuklar,muhteşem bir senaryo ve büyük fedakarlığın öyküsü.Mutlaka izleyin,pişman olmazsınız.10/9

  10. Belirtmeliyim ki kesinlikle gerilim filmi değildir.Öncelikle tür olarak Tarihi daha sonrada politik-dramdır.Daha önceden yönetmenimizin Turist filmini izlemiştim ve belki de izlediğim en kötü filmlerden biri olduğu için diğer filmi olan Başkalarının Hayatı filmini hep askıya aldım.Ve yönetmenin nasıl çıtası bu kadar açık iki film yaptığına hayret ettim.
    Film boyunca belki benim gözümden kaçmıştır ama hiç ama hiç canlı bir renk yok.Canlı kırmızı-mor-sarı gibi bir renge rastlamadım.Her şey soluk her şey gri.Bu boğucu atmosfer film boyu beni tedirgin etti.Aslında bu kasvetli ortam o dönem ki sıkıntıları anlatabilmek için kullanılmıştı.Anlayacağınız o zaman hakim olan baskıcı Sol rejim halkı dikta ediyordu ve bu tür sıkıntılara yol açtı.Alışık olduğumuz bu baskıcı rejim genellikle Faşist ve sağcı partilerden gelirken bu kez aşırı komunist bir partinin yaptıklarını anlatıyor.Bence bu açıdan da çok olumlu.Yani insanları öldüren bulundukları oluşumun doğru veya yanlış olması değil o oluşumdaki insanların hümanist yapıdan uzak olmasıdır ideasını yediriyor.Çünkü film içinde görüyoruz ki her ne kadar katı bir parti olsa da içlerinde iyi niyetli insanlar var.Başrolümüze sahip olan soğuk tavırlı Wiesler karakterimiz filmin başında dünyanın en kötü insanı gibi gözükürken bi yerden sonra en azından bir vicdan kırıntısına sahip olduğunu anlıyor ve vicdanının üzerine gidiyor.
    Baskıcı ve dikta rejimlerin en korktuğu kesim ise sanatçılar ve bilim insanlarıdır.Çünkü toplumun en aydın kesimini oluşturuyorlar.Bu filmimizde de en korkulan kesim olan sanatçıların ; fişlenmesi olayına ışık tutuyor.. Dikta rejim muhalefetin olmasına tahammül edemiyor. Halbuki Kominizm’in temel ilkeleri demokrasiye dayanıyor.Peki bu şiddet ve baskı niye ? İşte insanlar kötü oldukça ilkelerin iyi olması pekte işe yaramıyor.İlkelerin hepsi onlar için bir çöp oluyor.Tek taviz vermedikleri ilke birbirlerine “Yoldaş” demeleri gibi kalıyor ve bu da çok komik gözüküyor.
    Peki bu fişleme olayı günümüzde bitti mi diye soracaksınız.Aslında pek uzağımızda değil.Şu satırları yazarken bile aman bir kesimi hedef almayayım diye yazıyorum.Halen bir şeylerden korkuyorum.Umarım demek istediğimi anlamışsınızdır.Çünkü bu fişlenme olayı o kadar ahlaksızca ve demokrasi dışı ki özgür insanların bile rahatça yazmasını engelliyor.Mesela filmin içinde çok özgür duran bayan karakterimize ; rejim ya sanatın ya da eşin birini seç.Gibi çok yükümlü bir soru soruyor.Sanatını icra eden bir insan için sanatı bırakmak ne kadar zor bir şey tahmin edemiyorsunuz ve diğer yandan hayatının aşkı var.Ama sanatına aşık aktrist Sieland sanatından vazgeçemiyor.İşte biz de buna sanat aşkı diyoruz.
    Filmin sadece anlatmak istediklerini yazdım.Biraz olsun teknik detaylara inmek istiyorum…Bana göre son dönemden çıkma en başarılı oyunculara sahip filmlerden biridir.Ve ne iştir ki hiçbiri sırıtmıyor.Özellikle Ulrich Mühe efsane efsane ve son kez efsane oynamış.21.yüzyılda yapılmış en iyi oyunculuklar listesine kafadan ilk 10’a yazarım.Onun dışında film için özel hazırlanmış piyano resitalleri harikulade.Bana soğuk havasıyla birlikte gelince adeta Piyanist filmini anımsattı.Ve son olarak filmimizin en iyi kısmı replik şölenine sahip olması.Filmin sonundaki o vurucu replik beni yerime çakılı bıraktı.
    ” — Hediye paketi mi ?
    ++ Hayır.. Bu benim için. “
    Neyse mutlaka izlenmesi gerekiyor.Bu tarz politik filmler 40 yılda bir geliyor.Tadı damağınızda kalacak şekilde izlemek lazım.Bunlardan fazla yok.Neyse sözlerime filmden çok sevdiğim küçük çocuk ile Wiesler’in diyaloguyla bitirmek istiyorum. Puanım 8,8/10
    (( Küçük çocuk–> — Wiesler–> +++ ))
    ” — Sen gerçekten Stasi’den misin ?
    ++ Stasi’nin ne olduğunu biliyor musun peki.
    — Babam ; Başkalarını hapse atan kötü insanlar olduğunu söylüyor.
    ++ Peki adı ne senin bab…
    — Benim ne ?
    ++ Top. Topunun adı ne ?
    — Çok komiksin ! Topların adı olur mu ?
    ++ …… “

  11. senaryo harika son harika müzikler oyunculuklar Ulrich muhe o nasıl bir oyunculuk adamın gözleri tüm filmi bitirmiş :))

  12. ” – Cristiane. .Sen büyük bir sanatçısın. . Bunu biliyorum. seyircilerinde biliyor. Ona ihtiyacın yok. . Burda kal. .Gitme ona. .
    +-+ Yok mu ? . .Ona muhtaç değilmiyim. Bu sisteme muhtaç değilmiyim. . Ya sen . Yada daha az muhtaçsın . Ama sende onlarla düşüp kalkmıyormusun. Neden. Çünkü senide mahvedebilirler. Yeteneğine ve inancına rağmen. Çünkü hangi OYUNUN OYNANACAĞINA, KİMİN OYNAYIP KİMİN YÖNETECEĞİNE onlar karar veriryor. Sonun yarska gibi olmasını istemiyorsun. Bende istemiyorum. Bu yüzden gidiyorum. . ”

    Bazı replikler tüm filmi anlatır. Bu da onlardan.

    Filmin gösterdiği dünya okuyanlar hak verir George Orvel’in ”1984” romanının yansıması gibi.Filmin çekimleri, müzikleri ve gösterdiği atmosfer bambaşka. .dönemi ve baskıyı sonuna kadar hisstetiriyor.Bunuda müthiş bir şekilde tarafsız ve sade şekilde yansıtıyor. . Oyunculuklar; filmin ana 3 karakteri çok iyi özellikle ”Ulrich Muhe”(HGW XX/7) oskarlık. .
    Son olarak ne kadar doğru olur bilmem ama dönem filmi olarak; aynı dönemi yansıtan ” Elvada Lenin” filmi ile karşılaştırdığımda, bir tık ötede geldi bana. Tavsiye edilir. .

    ”Bu müziği bir kereliğine bile bütün kalbiyle dinleyen birisi artık kötü bir insan olamaz”
    (8,9/10)

  13. Bir fransız ile alman filmi arasındaki romantizm dram çok farkllı.
    Almanlar daha gerçekçi oynuyor.

  14. Her ne kadar biraz fazla abartıldığını düşünsem de dönemini ve yaşananları şiirsel bir anlatımla, akıcı ve sade yapısıyla kaliteli bir Alman filmi. Almanya’nın doğu ve batı olmak üzere ayrıldığı zamanlarda Doğu Almanyada yaşanan baskı ve özgürlüklerin kısıtlanması konusuna değiniyor. Özellikle de yazar ve aydınlara yapılan baskıları ve onların özel hayatlarının hiçe sayılması konusu ön planda.

    Düşünün ki evinizin her yerinde dinleme cihazları ile 7/24 ne yaptığınız dinleniyor, kaydediliyor. Her anınız, hatta eşinizle geçirdiğiniz vakitler bile dahil. Böyle bir toplumda yaşamak çok acı verici olsa gerek. Sizi dinleyen kişiler neredeyse sizi daha iyi biliyorlar. Üreten, yazan, eleştiren ve düşünen insanlara yapılan bu dram Almanya’nın bir zamanlar ki durumuna çok güzel ışık tutuyor. Hatta bu iğrenç, pislik huyları günümüzde bile devam ettiğini söyleyebiliriz. Gündemde hala yerini koruyan dinleme skandallarında Almanya Türkiye’yi dinlediğini itiraf etmişti. Huylu huyundan vazgeçmiyor demek ki.

    Film daha sakin ve ağır yapısı ile ön plana çıkıyor. Konusu itibari ile de bu şekilde devam etmesi en uygunu olmuş bence. Almanların yaptığı sağlam filmlerden birisi oldu benim için. Finali ile de ayrıca beğenimi kazandı. Sinematografisi çok iyi bir film. Aksiyon ve adrenalin severler siz çok bulaşmayın bu filme. İyi seyirler… 8.0/10

  15. Üyeliğim boyunca ilk defa bir filme 10 puan verdim.
    Nereden estiyse uzun süredir sık kullanılanlarda duran nereden görüp de kaydettiğimi hatırlamadığım bu filmi beklenmedik bir hevesle açtık. Saat 3.13, yarım saat önce bitmesine rağmen hala hakkında düşünüyor ve film adına bir şeyler yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Önce bütün sosyal mecralardan ilan etmek istedim. Herkese anlatmak istiyorum. Mesaj atmak boş vaktinizde mutlaka izleyin demek istiyorum. Amacım sempatizanlık veya ideoloji dokundurması değil. Bu kadar hassas ama bir o kadar gerçekçi olan konusuna her duyguyu her ihtimali katan bunu inanılmaz güzel oyunculuklarla birleştiren, içini parçalayan, avuç içi acıtan bir filmdi. ,imrenmekten, ihtirasa kibirden çaresizliğe, ihanetten takdire iki saat boyunca bir hayat dersi gibi. Bu kadar yoğun duygular barındıran film elbet herkese farklı hissettirecektir.
    İzleyin, İzlettirin..

    Sevgiler

  16. şiir gibi akan mükemmelliğe yakın bi film. 8.7

  17. mükemmel bir film kesinlikle izleyin

  18. ilginç bir yapısı vardı filmin izlerken duygusunu tam kapamadıgımdan mıdır bilmem bana biraz fazla puanlı geldi.

  19. Gerek muhteşem senaryosu gerek muhteşem oyunculukları gerekse yönetimi ile inanılmaz başarılı bir başyapıt bence. O dönemi içinizde hissediyorsunuz yaratılan atmosfer çok başarılı o soğuk , hissiz duygu iliklerinize kadar işliyor. Filmin finali ise çok can alıcı.

  20. alman sinemasından zamanının doğu almanyasına şiirsel ve gerçekçi bir bakış..yönetimin baskısı ve zulmü altında varlığını sürdürmeye çalışan muazzam bir aşk hikayesi..komünist rejimin insanları nasıl paranoyak bireyler haline getirdiğini ve hayatları parçaladığını çok gerçekçi bir şekilde anlatmış..

  21. Son yarım saatlik bölüm fena değildi, yapılan fedakarlık ve karşılığında yapılan jestte film hakkında biraz daha iyimser olmanızı sağlayabilir. Ben de puanının abartıldığını düşünen taraftayım, belki de yorumlar beklentimi yükselttiği için beğenmedim. Bilemedim…

  22. Bazı filmler izlenirken o film sizi o filmin anlattığı dünyanın içine çeker ve adeta filmin bir oyuncusu olursunuz.İşte bu filmde öyle bir film.Bir çok düşünceler,olaylar kafanızda şekilleniyor ve bazen şaşırıyor,bazen garipsiyorsunuzKişileri,grupları ya da kurumları fişlemenin bir ülkeyi ne hale soktuğunu gerçek olaylar üzerinden görmek etkileyici oldu.Dünya savaşın üzerinden bir kaç on yıl geçmiş olmasına rağmen kendi iç savaşlarından kurtulamayan bir halkın bir de fikirler üzerinden bastırılmasını iyi örneklendiren bir film olmuş.

  23. Puanına kanılmaması gereken bir film daha. Başta ilginç bir film sanıyorsunuz. Sonra, izledikçe sıkılıyor, sıkılıyor sıkılıyorsunuz. Yavaş, çok yavaş ilerleyen bir film. Konu çok daha hızlı ve güzel işlenebilirdi. Psikolojik bir film. Yalnız izleyin. Toplu izlemeye kalkmayın. Bana göre puanı 4.

  24. kötü.

  25. Filmi başarılı buldum. İzlenmeye değer…10/7

  26. Efsane

  27. Film biraz ağır ilerliyor gibi ama kendisini izletmeyi kesinlikle başarıyor.

  28. İyi bir insan için sonat…

  29. Almanya tarihi ile ilgili filmleri çok severim ve bu filme de bayıldım.Oyuncular ,senaryo hepsi muhteşemdi.Sırf bu yorumu yazabilmek için bu siteye üye oldum.Sadece tarih değil birçok şeyi filmde bulabilirsiniz.Filmde en çok etkilendiğim sahne “Das ist für mich” dediği sahneydi.Tüylerim diken diken olmuştu.Ayrıca soundtrack (Gabriel Yared, Stéphane Moucha – HGW XX-7) çok iyiydi.Filmi erteleyip bugüne kadar beklettiyseniz ,şuan izlemelisiniz.

  30. Oyunculuklar mükemmel.. Kadın öyle bir kadın ki abi , aşık olmak ile nefret etmek arasında gidiyorsun film içerisinde.. 9/10

  31. Aslında filmler de ajanlar daima kalpsiz olarak lanse edilir ki tarih boyunca da böyleydi. Bu film ise sert bir Stasi ajanının kalbine giden duyarlı yolu çiçekler eşliğinde anlatmış. Özellikle o piyano sahnesinde Wiesler’in yüzüne dakikalarca baktım. O an onun içinde güzellikleri insanlık duygusunun yeniden aktifleştiğini hissettim. Özellikle son sahnesi de çok duygusaldı. ‘Bu benim hediyem’

  32. Bittiğinde, ‘ vayy be ne filmdi ama’dediğim ve etkisinden bir süre kurtulamadığım harikulade bir yapımdı.. 10/10

  33. Çok iyiydi be.Bu kadar kalbime dokunacağını tahmin etmiyordum.İlk 10’uma girmesi zor, rakipleri çok güçlü ama ilk 25’imde yeri garanti.

  34. Filme şiir gibi akan diye yorum yapmışlar. Kardeş şaka mı yapıyorsunuz. Sıkılmak için mükemmel bir film. İyi yorumlara bakıp izledim ve çok pişman oldum. Alman yapımı siyasi olayları anlatan sıkıcı bir filmdir. Bence kesinlikle izlemeyin . Puanım 3 .

  35. başarılı, tebrikler…

  36. Ağır ama kendini izlettiren bir film.10/8

  37. Mükemmel oyunculuklar, mükemmel senaryo, mükemmel kurgu.Bu filmi şimdiye kadar nasıl gözden kaçırmışım inanamıyorum.Soğuk savaş dönemini anlatan bir film.Bence Casuslar Köprüsü filminden daha başarılı daha etkileyici.Başlarda çok yavaş ilerleyen filmi bir süre sonra gözünü kırpmadan izlediğinizi farkediyorsunuz.Olaylar çok iyi anlatılmış ve sizi direk içine çekmeyi başarıyor.Hiç düşünmeden izlenilmesi gerek.Puanım 8.2/10

  38. Das Leben Der Anderen, Alman yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’ın ilk uzun metrajlı filmidir. Aynı zamanda filmin senaryosunu da yazan yönetmen daha ilk filminde büyük bir başarı yakalar. Alman sinemasının son döneminin en önemli filmlerinden biri olarak kabul edilen film, başta Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı, Bafta, Bodil(Danimarka Film Eleştirmenleri Ulusal Derneği) ve Cezar (Fransa’nın Oscar muadili) olmak üzere çok sayıda ödül kazandı. Ayrıca film, BBC’nin Ağustos 2016 tarihinde yayınladığı ve 36 ülkeden 177 eleştirmenin görüşü alınarak hazırlanan ‘’21. yüzyılın en iyi filmleri’’ listesinde 32. Sırada yer almaktadır. Seyircinin ilgisini en üst seviyede tutan başarılı diyalogları ile dikkat çeken film çok iyi bir senaryoya sahip. Filmdeki karakterler çok iyi tanımlanmış, derinlikli olup bu karakterleri canlandıran her bir oyuncu, rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Hepsi çok başarılılar. Ama Gerd Wiesler karakterini canlandıran Ulrich Mühe’den ayrıca bahsetmek gerekiyor. Bu bir Hollywood filmi olsaydı, Mühe kesinlikle Oscar alırdı, o derece iyi oynamış. Stéphane Moucha ve Gabriel Yared tarafından yapılan müziklerin çok iyi olduğunu da belirtmeden geçmemek gerekir. Gabriel Yared tarafından bu film için bestelenen ve çok önemli bir sahnede kullanılan ‘’İyi Bir İnsan İçin Sonat’’ tekrar tekrar dinlenesi bir müzik eseridir.

    ////SPOİLER////

    Das Leben Der Anderen filminde esas olarak, yazar Georg Dreyman ile Stasi elemanı Gerd Wiesler’in nasıl dönüştüklerine tanıklık ediyoruz. Georg Dreyman filmin başında, rejimden yana olmasa da muhalif de olmayan hatta yaptıkları bir takım uygulamaları onaylayan bir konumdadır. Kendisi muhalif olmasa, çevresinde muhalif olan yazar ve sanatçılar çoktur. Dreyman’ın en yakın arkadaşlarından biri olan Albert Jerska, muhalif bir tiyatro yönetmenidir. Bu kişi kara listede olduğundan, uzun süre işsiz kalmış ve bunalıma girmiştir. Jerska girdiği bunalımdan çıkamayarak sonunda intihar eder. Arkadaşının intiharı Georg Dreyman için bir dönüm noktası olur. Bu olaydan sonra Dreyman, rejimin yanlışlarını görür ve muhalif bir çizgiye kayar. Muhalif olan arkadaşlarının da yardımıyla, Batı Almanya’da yayın yapan Der Spiegel dergisinde, rejimi çok zor durumda bırakacak, imzasız bir makale yayınlar. Dreyman’ın başlarda bulunduğu noktadan, rejimi sıkıntıya sokacak makale yazacak noktaya gelmesi çarpıcıdır. Gerd Wiesler ise filmin başında çok koyu bir rejim savunucusudur. Georg Dreyman’ı ve çevresindeki insanları tanıdıkça, fikirlerinde başta bir yumuşama, sonra da dönüşüm meydana gelir. Wiesler zamanla yanlış bir noktada olduğunun farkına varır. Georg Dreyman’ı dinleme sırasında Dreyman’ın piyanoda ‘’İyi Bir İnsan İçin Sonat’’ (bu beste intihar eden arkadaşının Dreyman’a doğum günü hediyesidir. Dreyman arkadaşının intihar haberini alınca bu besteyi çalar.) bestesini çalarken, Wiesler’in ağladığını görürüz. Bu sahne, Weisler’in fikirlerindeki dönüşümü göstermesi bakımından çok önemlidir. İntihar olayı sadece Dreyman için değil Wiesler için de dönüm noktası olur. Wiesler’in değiştiğine dair başka bir sahne ise Wiesler’in asansörde bir çocukla karşılaştığı sahnedir. Çocuk Wiesler’e ‘’Sen Stasi’den misin?’’ diye sorar. Wiesler, ‘’Sen Stasi’nin ne olduğunu biliyor musun?’’ diye sorar. Çocuk ‘’Babam Stasi’dekiler çok kötü adamlar, insanları hapse atıyorlar.’’ diyor. Wiesler ‘’adı ne senin…’’ deyip devamını getirmiyor. Çocuk ‘’benim neyim?’’ deyince, Wiesler ‘’senin topunun adı ne?’’ der. Aslında babasının adını soracağını biliriz. Eski Wiesler olsa o çocuğun babasının adını öğrenir ve muhtemelen hakkında işlem yapardı. Ama Wiesler artık değişmiştir. Öyle ki, şüpheli hakkında delil toplanması için görevlendirilen Weisler zamanla, delileri ortadan kaldırıp Dreyman’a yardım eder konuma gelir. Wiesler’in amirleri, onun ihanetini anlasalar da bunu ispatlayamazlar. Bu sebeple onu görevden alıp daha basit bölümde görevlendirirler.

    Film izlerken akla şu soru takılabilir; Georg Dreyman daha bir muhalif bile değilken neden evine dinlenme cihazları yerleştirildi? Aslında bu, dönemin kültür bakanı olan Bruno Hempf (Thomas Thieme)’in keyfi bir uygulamasıdır. Bakanın amacı, aynı zamanda bir tiyatro oyuncusu olan Georg Dreyman’ın kız arkadaşı Christa-Maria Sieland (Martina Gedeck)’i elde etmektir. Bu yolda kendisine engel gördüğü Dreyman’ı hapse attırıp emeline ulaşmayı amaçlamaktadır. İktidar olanaklarını elinde bulundurup, her istediğini yapabileceğini sanmak bir yanılgıdır. Bunu bakan Hempf de pişmanlıkla anlayacaktır.

    Filmin sonunda Berlin Duvarı’nın yıkıldığı, iki Almanya’nın birleştiği görülür. Stasi’nin arşivleri halka açılır. Yazar Dreyman kendi hakkında tutulan dosyaları incelerken, Kod adı HGW XX7 olan birinin kendisine yardım ettiğini anlar. Bu kişinin Wiesler olduğunu öğrenir. Onu arar, bulur ama konuşmaz. Çünkü onun kuru bir teşekkürden çok daha fazlasını hak etiğini bilir. Bundan iki yıl sonra Dreyman “İyi Bir İnsan İçin Sonat” adını verdiği yeni kitabını, kod adıyla (HGW XX7) ona ithaf eder. Kitabı bir kitapçıda görüp bir kopyasını satın alan Wiesler bu ithaf satırını görür görmez, yıllar önce yapmış olduğu iyiliğin farkına varılmış olduğunu anlar. Tüm o yaptıklarını karşılık beklemeden, sadece doğru olduğuna inandığı için yapmıştır. Ama yazar bu yaptıklarını karşılıksız bırakmak istememiş ve çok şık bir teşekkür etmiştir. Hediye paketi mi olacak diyen satıcıya, yüzünde beliren tebessümle, ‘’Hayır, bu benim için’’ der.

  39. Doğu Almanya…Baskıcı rejimin karşısına sanatçıları koymuşlar ve bütün film bunun üzerinden yürüdü. Bence en güzelini yapmışlar. Sanat değil midir evrensel olan, kitlelere ulaşabilen, toplumun sorunlarını yüksek sesle dile getirebilen… Bakmayın günümüz sanatçı diye gezinen şaklabanlarına. Toplumlarda gerçek sanatçıların böyle baskı rejimlerinin yoğun olduğu zamanlarda belli olduğu aşikar ayrıca dünya üzerinde hiçbir toplum yoktur ki bu tarz baskı dönemlerinden geçmemiş olsun… Filmde ”Bir duruşun yoksa insan değilsin.Olur da harekete geçmek istersen beni ara. Yoksa görüşmesek te olur.” repliği bir çok şeyi anlatmaya yetiyor. Filmi izlerken belki aklınıza işin hukuki boyutu gelmiş olabilir.Öyle ki baştan sona hukuksuzluklarla dolu. Yine filmin içinde çok etkili bir replik vardı..” Her kullanımdan sonra daktiloyu saklayabileceğiniz bir yer var mı? -Bir yer bulurum mutlaka + Bunu sakın hafife almayın.Bir sonraki yazım Georg Dreyman’ın nereye kaybolduğu üzerine olsun istemiyorum.” Öyle bir dönem ki son derece keyfi nedenlerle insanların dinlenmesi, gizlilik denen bir şeyin artık tamamen unutulması, gözaltında insan onuruna yakışmayan hareketler(filmde sadece uykusuz bırakılma gösterildi) , gerekirse 10 ay gözaltında tutarım tarzı konuşmalar,tehditler… Peki bunlar Almanya’nın başını hiç mi ağrıtmadı? Sanmıyorum ki ağrıtmamış olsun. Ne zaman üye oldu bilmiyorum ama eminim ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine çokça olay gitmiştir bu dönemden ve Almanya’nın başı bir hayli ağrımıştır.. Peki son bir şey eklemek istiyorum. Neden bu tarz baskıya karşı duran filmler toplumlarda her zaman çokça rağbet görür. Bunun üzerinde düşünülmesi gerek. Her toplum böyle olmaktan mı korkar? Ya da geçmişte zaten yaşanılmış acı tecrübelerin tekerrür etmemesi için basit bir temenni midir sadece? İyi seyirler 7.8/10

  40. BBC Culture 21. yy en iyi 100 film listesinde 32. sırada

  41. yorumları ve puanı biraz abartılı buldum film elbette kötü değildi ama çok etkilendiğim bir film de olmadı ne yazık ki 7/10

  42. tavsiye ederim etkileyici bi film.

  43. Amanın. Özel hayat gizliliğinin 1980’lerde Almanya da öldüğünün kanıtı belgesel niteliğinde bir yapım. Herkes hakkında her şeyi bilmekle kafayı bozmuş bir gizli servis(stasi) ve yaşanan trajik belki de daha çok dramatik yönü. Düşünce özgürlüğünün katledildiği doğu Berlin. Konusu bana göre güncel o zamanın zorlukları ile yapılan bu gözetlemelerin bugün daha kolay yapılabileceğini bilmek çok ürkütücü. Senaryo diğer bir yandan ise cesurca Almanya kendi öz eleştirisini yapabilircesine ben böyleydim diyebilecek bir film. Aynısının ABD tarafından yapıldığını görmek pek mümkün olmasa gerek. Ve korkunç yön bürokratlara bir şey olmaz. Oyuncuları başarılı senaryosu başarılı ve duyguları insana rahat ileten bir film.
    İyi seyirler.

  44. Bir adamın değişme potansiyelinin ne şartlarda ve ne derecede olduğunu rahatlıkla anlayabileceğimiz, biraz durgun, biraz da esrarengiz bir festival filmi. Benim size tavsiyem filmi kafanızın yoğun olduğu zamanlar izlemeyin, yadeyse filmden kopabilme durumu yaşayabilirsiniz. Şahsen ben de çok etkilenmedim filmden ama anlatmak istedikleri ve sanatsal açısı gerçekten muazzamdı. Özellikle piano sahnesi hem imalı hem de sanatı sembolize eden bir sahneydi. Cinsel sahneler de vardı ve bu pek hoşuma gitmedi. Koymaya ve abartmaya gerek yoktu, ne diyeyim işte Almanlar!. Oyuncular çok durgun, kısmen soğuktular bunun sonucunda da başarılı bir performans sergilemişler. Filme mükemmel diyemeyeceğim ancak müziklerine mükemmel diyebileceğim. Herkesin kaldırabileceği düzeyde bir film değil. Herkese de tavsiye etmiyorum, kimlere tavsiye ettiğim kendilerini zaten bilirler :)). 7.2

  45. İktidarın insanları baskı altında ya da denetim altında tutarak, zulüm ederek bir şeyler yapmaya çalışmasının ideolojiyle alakası yoktur. Her türlü ideoloji amacından, doğruluğundan şaşabilir. Belki de her türlü ideoloji sonunda insanı yer bitirir ya da insan her türlü ideolojiyi… Onurlu ve vicdanlı insanlar bu dönemlerde her zaman doğru olanın yolundadır ve yolun sonuna gelindiğinde onurlu olanlar her zaman kazanır. Film bana göre senaryosuyla, oyunculuğu ve kurgusuyla bunları çok iyi anlatmaya becerebilmiş. Geçmişe, tarihe ışık tutan filmleri seviyorsanız eğer mutlaka izlemelisiniz.

  46. Akıcı ve etkili bir filmdi. 10/9